Futbol maçları 3 yıllığına TRT Radyoda

Süper Lig, Bank Asya 1. Lig ve Ziraat Türkiye Kupası radyo yayın haklarını, 3 sezonluğuna Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) satın aldı.

Turkcell Süper Lig, Bank Asya 1. Lig ve Ziraat Türkiye Kupası radyo yayın haklarını, 3 sezonluğuna Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) satın aldı.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, 2009-10, 2010-11 ve 2011-12 sezonlarını kapsayan bölümde söz konusu karşılaşmalar TRT'den yayınlanacak.

Açıklamada ayrıca, söz konusu karşılaşmaların radyodan yayın haklarını elinde bulunduran TRT'nin, bu hakları alt yayıncı kuruluş olarak NTV Radyo'ya verdiği bildirildi. Futbol maçlarının radyo yayınlarındaki ana yayıncının TRT Radyoları olduğu, NTV Radyonun, alt yayıncı olarak TRT ile birlikte bazı maçları yayınlayacağı belirtildi.

Beckham'ın gizli hastalığı ortaya çıktı

ABD'nin Los Angeles Galaxy takımında forma giyen İngiliz futbolcu David Beckham, çocukluğundan bu yana astım hastasıymış.

ABD'nin Los Angeles Galaxy takımında forma giyen İngiliz futbolcu David Beckham, çocukluğundan bu yana astım hastasıymış.

Simon Oliveira, Beckham'ın, Real Salt Lake'e 5-4 galibiyetle biten maçta, astım tedavisinde kullanılan nefes açıcı sprey kullanırken fotoğraflanması üzerine, The Daily Mail gazetesine bir açıklama yaptı.

34 yaşındaki futbolcunun, çocukluğundan bu yana astım hastası olduğunu belirten Oliveira, ''Ancak görüldüğü gibi bu hastalığı, David'in performansını etkilemiyor'' dedi.

Oliveira, David'in, hastalığının kamuoyunca bilinmesini istemediğini belirtirken, astım hastaları arasından da başarılı sporcuların çıkabileceğine dikkati çekti.

TÜMSPOR

Yayaya çarpmayan araç! GALERİ

Bütünüyle yenilenerek bugüne kadarki tüm Volvo modellerinden sportifliği ve dinamizmiyle ayrılan Volvo S60'ın ilk fotoğrafları kamuoyuyla paylaşıldı. Aracın en önemli özelliği ise yayaya çarpmaması.

Yayaya çarpmayan araç! GALERİ

En önemli özelliği; önüne yaya çıktığında sürücü birşey yapamıyorsa, o yapıyor, aracı durduruyor. Volvo S60'ın ilk fotoğrafları kamuoyuyla paylaşıldı.

Bütünüyle yenilenen Volvo S60'ın dünya lansmanı gelecek yıl Mart ayının başlarında gerçekleştirilecek olan Cenevre Otomobil Fuarı’nda yapılacak Sportif sedan otomobilin üretimine 2010 yılı yaz aylarının başında Belçika Ghent’teki Volvo Cars fabrikasında başlanacak.

Otomobilin üretimine 2010 yılı yaz aylarının başında başlanacak. Yeni Volvo S60, önündeki bir yayayı tespit ederek sürücü zamanında tepkide bulunmazsa otomatik olarak fren yapıp olası bir kazayı önleyecek "Çarpışma Uyarılı Tam Otomatik Fren ve Yaya Algılama Sistemi" (Pedestrian Detection) ile donatılabilecek.

İşte yeni Volvo S60'tan ilk görüntüler;

 
 
 
 
 
 
 
 

Ekotrent

Twitter çılgınlığı şirketlere bulaştı

Mikroblogging platformları, firma ve kurumların hedef kitleyle birebir ilişki kurabildiği en önemli mecra olma yolunda hızla ilerliyor.

Twitter çılgınlığı şirketlere bulaştı

Epi topu 140 karakter uzunluğunda mesaj girilebiliyor, izlenen üyelerin ‘twit’leri çoğu zaman kalabalık yaratmaktan başka işe yaramıyor, çok sayıda üyeye abone olunduysa girdiklerini izlemek için saatler harcanabiliyor. Bunlara rağmen Twitter bugün en yaygın sosyal iletişim ağlarından. Üstelik sadece kişiler değil, firmalar için de.

Bugün firma ve kurumlar Twitter ve FriendFeed gibi ‘mikroblogging’ ağlarını kurumsal iletişim, reklam, tüketiciden geri dönüş alma, duyuru vs. gibi pek çok amaçla verimli şekilde kullanıyor. Türkiye’de de durum farklı değil. Bugün haber sitelerinden elektronik cihaz üreticilerine, sivil toplum örgütlerinden üniversitelere kadar pek çok kurumun mikroblogging hesapları var.

Kuruluşları buna iten nedenlerse gayet mantıklı. Her şeyden önce müşteri veya hedef kitleye ulaşmak için oldukça ekonomik bir yöntem. Bütün kuruluşlarda bulunan basın ve/veya halkla ilişkiler departmanları veya onları temsil eden olan PR ajansları, belki bir iki bilgili personel takviyesiyle bunları yönetebiliyor. İkincisi ise bütün bu işlemler ve ona ilişkin geri dönüşler çok hızlı şekilde gerçekleşiyor.

Mikrobloggingin bir iletişim aracı olarak önemi, kurumun imajını ciddi şekilde kalkdırabilmesinde. Reklamlar veya kurumsal blogların tabiatı itibarıyla ‘monolog’ halinde yapılandığını söyleyen Doğuş Yayın Holding Yeni Medya Koordinatörü Yunus Türe, titiz şekilde yürütülen mikroblogging’in bu iletişimi ‘diyalog’a dönüştürdüğünü söylüyor. Türe’ye göre mikroblogging yoluyla firma ve kurumlar hedef kitleye göz kırpıyor, markanın ardında ‘gerçek insanlar olduğu’nu hatırlatıyor.

Kuruluşlar Twitter ve FriendFeed gibi ağları esasen dört şekilde kullanıyorlar:

Pazarlama ve halkla ilişkiler kanalı olarak: Genellikle firma ve kuruluşların kurumsal blog veya sitelerinin uzantısı olarak başvuruluyor. Girilen mesaja eklenen linkle haber veya duyurunun detayı için kurumun sitesine veya kampanya sitelerine yönlendirme yapılıyor.

Burada kullanılan dil ve mesajların yapısı hayati önemde. Zira bu platformlar ağırlıkla ‘kişisel’ iletişim için kullanıldığından, mesaj metninin fazla reklam kokması veya TV ve gazetelerde milyonlarca kez tekrar edilen kampanya sloganlarından oluşması, izleyicinin firma hesabını anında listesinden çıkarmasıyla sonuçlanabiliyor.

Personel yoluyla imaj geliştirme: Twitter veya FriendFeed mesajlarında samimi bir dil kullanmak önemli. Bazı firmalar bunu firma adıyla açılmış bir hesapla değil de bir yöneticisinin veya anlaşma yapılan bir ‘ünlü’nün hesabı üzerinden yürütmeyi tercih ediyor. Kurumda önemli noktalardaki kişilerin kişisel hesaplarında kurumla ilgili bilgileri paylaşmasına izin verenler de var.

Buradaki düşünce, karar verici pozisyondaki kişilerin kendi başarılarını ‘Twit’ler yoluyla paylaşırken dolaylı olarak kurumun imajını da güçlendirmeleri. Bu yolla hem kuruluşun başarıları da mikroblog camiasıyla paylaşılmış oluyor, hem de ‘başarılı insanları barındıran kurum’ kimliği güçleniyor.

Pasif kullanıcı (izleyici) olarak: Firma ve kurumlar kendi faaliyetleri, marka veya isimleri, ürün ve servisleri hakkında insanların neler düşündüğünü izleyebiliyor. Twitter ve FriendFeed gibi platformlar kişilerin özel deneyimlerini paylaştıkları platformlar olduğundan, bir kurum anahtar sözcükle arama yaparak ürün, hizmet ve kampanyaları hakkında bol miktarda görüş ve deneyim bilgisi toplayabiliyor.

Kurum içi iletişim: Bazı kurumlar, yukarıdakilere ek olarak, kendi iç iletişiminde de bu platformları kullanabiliyor. Örneğin geliştirilmekte olan bir proje hakkındaki detayları kurum çalışanlarına bildirmek, onların görüş ve önerilerini almak, tartışmalar yürütmek, harici kaynakları paylaşmak için mikroblogging kolay ve hızlı bir yöntem. Elbette bu noktada, gizliliği olan bilgilerin buralarda paylaşılmasını sıkı kontrol etme gerekliliği ortaya çıkıyor.

Mikroblogging firma ve kuruluşların iletişim kanallarını çok zenginleştirmiş durumda. Bugün Twitter ve FriendFeed gibi ağları da kapsayan kampanya neredeyse yok gibi. Ancak her ticari veya sivil-toplum kampanyasında olduğu gibi kullanılan dil, verilen mesaj, süre ve sıklık ve kampanya hedeflerini mecra paydasında belirlenmesi hayati önemde.

NTV-EKOTRENT

Binalara kimlik zorunluluğu geliyor

Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği'nin uygulanmasıyla ısıtma-soğutma amaçlı enerji tüketiminin ortalama yüzde 50, karbondioksit salımının da yüzde 3-4 azaltılmasının öngörüldüğü bildirildi.

Binalara kimlik zorunluluğu geliyor

Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği'nden yapılan yazılı açıklamada, 5 Aralık'ta yürürlüğe girecek ''Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği'' çerçevesinde binaların ısıtma, soğutma, aydınlatma ve benzeri için ne kadar enerji harcadığını ve atmosfere ne oranda sera gazı salımı yaptığını belgeleyen kimliklerin zorunlu olacağı hatırlatıldı.

Belgenin asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri ve ısıtma-soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içereceği, konutların aynen beyaz eşyalarda olduğu gibi A'dan G'ye kadar sınıflandırılacağı belirtilirken, uygulamanın ilk etapta yeni binalar için zorunlu olacağı, ancak mevcut binalarda da 2 Mayıs 2017 tarihine kadar enerji kimlik belgesi alınması gerekliliğinin bulunduğu kaydedildi.

Açıklamada, yönetmeliğin uygulanmasıyla binalarda ısıtma-soğutma amaçlı enerji tüketiminin ortalama yüzde 50, karbondioksit salımının da yüzde 3-4 gibi bir oranda azaltılmasının öngörüldüğüne işaret edildi.

Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kubilay Ulu, enerji kimlik belgesinin zorunlu hale gelmesinin en başta ısı yalıtımını zorunlu kıldığını, çünkü binalarda kullanılan enerjinin yaklaşık yüzde 85'inin ısıtma ve soğutma amaçlı kullanıldığı, en büyük tasarrufun en az yüzde 50'lik bir oranla ısı yalıtımı sayesinde sağlandığını ifade etti.

Söz konusu belgenin etkisiyle sektördeki büyüme rakamlarının yükseleceğinin altını çizen Ulu, yalıtımsız konutların yalıtımlı hale gelmesinin ısı yalıtımı sektörü için ortalama 50 milyon dolarlık pazar ve 40 bin kişilik istihdam artışı anlamına geldiğini bildirdi.

Verilen bilgiye göre, enerji kimlik belgesinin yeni binalara proje eki olarak hazırlanması ve belediyeye sunulması gerekiyor. Belediyeler, belgenin yönetmeliğe uygun hazırlanıp hazırlanmadığını kontrol edecek ve ona göre inşaat izni verecek. Yapım sırasında da binanın yönetmeliğe uygun projesine göre yapılıp yapılmadığından yapı denetim firmaları sorumlu olacak. Şayet yönetmeliğe aykırı uygulama yapıldığı tespit edilirse, binaya yapı kullanım izin belgesi verilmeyecek.

AA-EKOTRENT




Webmaster